Lalenin Bahçesi

Bir kırmızı Lale işte.
Kitap okumayı, sohbeti, sinemayı, İstanbul'u ille de Üsküdar'ı sever. Olmazsa olmazları ailesi, Zuz, Cancan ve denizdir.
Çok şiir okumaz ama okursa Atilla İLHAN ve Orhan VELİ okur. Paylaşmazsa görmüş gibi okumuş gibi hissetmez kendini...

13 Şubat 2017 Pazartesi

Döşeme

Bloggeriniz geldi haniiiimmm... Başlığın anlamı yazının sonunda :) Valla bu kez acaip dolu geldim. Notlarınızı alın, kitaptır, dizidir, falandır filandır bir sürü foto var. Yani ben susacağım fotoğraflar konuşacak.
Hızlı  ve çok yoğun  geçen bir hafta oldu. Ayvalık'tan Zuz geldi bizim evde bir  bayram havası :) Yemekler,pideler pişti, filmler izlendi, gülündü, kavga edildi.Gece yarılarına kadar oturuldu, anlı şanlı kahvaltılar hazırlandı, kahvaltılar öğlene kadar sürdü. 
Bugün O'nu yolcu ettik ve ben kendi rutin hayatıma döndüm inşallah maşallah.

Zuz gelince  havanın güzel olduğu nadir günlerden birinde Kuzen Oya ile sabah kahvaltısında buluştuk, Beşiktaş kahvaltıcılar sokağında bir yere gittik.Adını veremiyorum çünkü bu ad altında iki kahvaltıcı var. Tek hoşumuza giden şey  üçümüzün birlikte olmasıydı. Zuhal'in önüne kırık servis tabağı koymuşlardı.Zuhal bu tabağı atın dedi :) Gelen her şey birimiz yesek diğeri aç kalacak şekildeydi.  Bu fiyasko kahvaltıdan sonra oturup kahvelerimizi  de orada içsek kafamıza kuş konadı sanırım.

Hadi Ihlamur Kasrına gidelim dedim ben, her zaman en iyi programı yapan olaraktan. Oya'nın programı foslamıştı çünkü:) 
Şimdi alttaki fotoğrafa bakın ve  en iyi ben program yaparım dememe hak verin :)
Daha Ihlamur Kasrı'ndan içeri girer girmez bizi şu güzellik karşıladı. Erkeğim demedi salına salınaa gezdi.
 Biz kahvelerimizi içerken dört döndü etrafımızda. 
Sonra Kasrın içini gezdik. Ihlamur Kasrı, Nigoğos Balyan'a Abdül Mecit taradından yaptırılmış.Merasim Köşkü ve Maiyet Köşkü olarak yapılmış. Merasim Köşkü müze olarak Maiyet Köşkü kafe olarak hizmet veriyor.
İki yeni dizim var , bu kış ... 
Once Upon  Time / Evvel Zaman İçinde 
Nazlı'nın dizisiydi aslında bana da tavsiye etti ve birlikte izlemeye başladık.
Once Upon A Time" Hele de çocuğunuzla ortak masallarınız varsa acaip keyifli oluyor izlemesi. 
Merak edenler ya da diziyi bilmeyenler için söylüyorum "Grimm  Kardeşler"masalllarını  bilmiyorsanız ki bilmeyen yoktur zaten izlemek çok keyifsiz olur, yani izlemek anlaşılmaz olur. Benim bilmediğim bir masal vardı, Nazlı anlattı onu da... Hani masal dedim ama bir yetişkin dizisi...
Pamuk Prenses'in cadı annesinin lanetiyle tüm masal kahramanları gerçek bir insana dönüşerek bir kasabada yaşamaya başlarlar. Kendileri bu durumu bilmemektedir. Durumu bilen Cadı Üvey Anne kasabanın belediye başkanı ,  Kırmızı Başlıklı Kız, kendini gerçek insan sanan diğer masal kahramanlarla birlikte yaşadığı kasabanın otelini büyükannesi ile birlikte işletmektedir.Pamuk Prenses ise kasabanın okulunda öğretmen😍

This İs Us için ne desem az. Kendi içinde katman katman açılan, her an şaşırtan, sürpriz yumurta gibi ama bir o kadar da sakin bir dizi. Dawnton Abbey ve Mr. Selfridge'den sonra kendime göre bir dizi bulamıyordum bu tam oldu.Üçüz çocuklar etrafında dönen bir dizi diyeyim yeter. Şimdi ne desem spoiller olur.
Haydi şimdi kitaplara gelelim.

Vejeteryan oldukça ilginç ama biraz sert bir kitap. 2016 Uluslararası Man Booker Ödülünü almış. Ödülü veren jüride Elif Şafak da varmış.Ve dee Orhan Pamuk da adaymış.Elif Şafak'ın oyunu kime kullanıldığı merak edilmiş :)
Sıradan bir evkadını olan Yonğhe gördüğü bir rüyalar yüzünden bir sabah kalktığında vejeteryan olduğunu söyler ve buzdolabında ne kadar et ve et ürünü varsa çöpe atar. Ve hikaye bundan sonra başlar. İlişkilerde şiddet ve cinselliğin ve saplantıların geldiği son noktayı üç ayrı kişinin ağzından üç ayrı hikaye gibi yazıp ama tek bir hikaye anlatmış  Han Kang.


 Bozkırda Altmışaltı tam da Vejeteryan'ın sertliğini alıp insanı  böyle yumşak yumşak eden bir kitap.
Aşık olduğu kadının göz rengimin yeşiline uygun bir yeşil bulamayıp, aslında yosun yeşili diyecekti ama hayatında yosun görmemişti.O yüzden  Handan yeşili dedi. Saçlarının düzlüğünü anlatmak için; Sanki kafasından zeytinyağ dökmüşsünde saçları arkadan gelmiş gibi dedi. Kitabın kapağına baksanız anlaşılır zaten o sıcaklık,o keyif.



Okudum, izledim ama izlemeleri yaparken hanımcık canımcık motiflerimi birleştiriyorum. İnşallah  maşallah Keçiören metrosu ile birlikte bitecek bu kış😍 Keçiören Metrosu ' da başlayalı şunun şurasında dört yıl olmuş anca )
Bu da bir öneri size,benim gibi bu telefondur, tablettir gibi zımbırtıları başucunda bulundurmak istemeyenler için. Hemen elimin altında, yatağın bazasına takılıyor, İkea'dan almıştım.
Bu da son foto, koroya gidip şarkı söylüyorum dışarı çıktığımda gördüğüm bu ışıltıdan mest oluyorum. Gece güzeli  İstanbul.
Tamaam bitti... Yazmadım yazmadım ama buraları da  döşedim öyle gidiyorum.



7 yorum:

  1. Böylesi keyifli bir yazıya ben de bir yorum döşeyeyim dedim; nasıl soluk soluğa okudum anlatamam. Resmen yaşattın yaşadıklarını ;) Keçiören metrosu göndermene çok güldüm. Ihlamur kasrına hiç gitmedim mesela, iyi fikir. Bahsettiğin diziler de Netflix'te varsa bir göz atacağım ama kitap için söz veremiyorum. Mekandaki talihsizliğine benzer durumları yaşadığımda önceden çok tepki gösteriyordum. Yaş 35'i geçince bu konuda sanki biraz umursamaz oldum; tartışmak yerine "Boş ver bir daha o mekana gitmem olur biter" deyip geçiyorum. Bu arada neredeyse her blogu takip ediyorum ama yorum yazamıyorum; yoksa gözüm İlk Türkçe Blogların üzerinde her zaman ;)

    YanıtlaSil
  2. Merhaba, kitapları not ettim. Beşiktaşı çok sevdiğimi ınstagramda da yazmıştım zaten, mekan çok olunca yanlış secim ihtimali de artıyor :) bir dahaki sefere gidersiniz bir önerim olabilir 😉 ben de bu aralar örgu işine merak sardım ama gerçekten sizinki biraz sabır zorlayan cinsten😊 kolay gelsin sevgiler

    YanıtlaSil
  3. Ne yorum yazayım hepsi birbirinden güzel ve şahane 💖💖💖

    YanıtlaSil
  4. Merhaba Lale Hn.
    Sarı lalerin içinde kırmızı lale olan şahsınızla tanışmaktan ve instagram hesabınızda tanışmamıza yer vermenizden çok memnun ve mutlu oldum.Yakın yerlerde olmamızdan bir gün inşAllah karşılaşırız diyordum kendi kendime.
    İyi ki varsınız yazdıklarınızı okumak çok keyifli.Kendinize özgü doğal ve akıcı bir uslubunuz var.
    Sevgiler,
    Esra

    YanıtlaSil
  5. Blogcu daha sık gelsin haaanım..

    YanıtlaSil
  6. Vejeteryan kitabını merak ettim. Ama diğer kitap daha tarzım gibi. El işiniz de pek güzel olmuş. Elinize sağlık.

    YanıtlaSil

içinizden geldiği gibi yorumlayın ama unutmayın ki keser döner sap döner gün gelir hesap döner:))